Milli Mücadelede Yeşil Ordu Cemiyeti

Necip Hablemitoğlu’nu yitirişimizin dördüncü yılına girdiğimiz şu günlerde; onu tarihe gömmek isteyenlerin yüzüne tokat gibi inecek çalışmalar artıyor. Onu anlatmaya odaklanmış bir avuç insan, kitaplıklarda tozlanan yazılı kaynakları, özverili çabalarla Türk okuyucusunun avuçlarına bırakıyor.yeşil ordu

       Ulusun direncini kırmaya ve Kemalist devrimi engellemeye yönelik dış destekli örgütlerin kurulduğu Milli Mücadele döneminde belki de ismini hiç duymadığımız “Yeşil Ordu” altı aylık süre içerisinde etkin olmuş, Rusya’nın güdümünde Anadolu’da yanan meşalenin devrilmesi için büyük çaba sarf etmiştir.

       “Yeşil Ordu” Nedir?

       Yeşil Ordu’yla ilgili en önemli istihbarat raporu, 3. Fırka Kumandanı Rüştü Bey, Kâzım Karabekir Paşa’ya 19 – 25 Mart 1920 tarihleri arasında üç ayrı şifrede bilgi ulaştırmıştır. 24 Mart 1920 tarihli ikinci şifresinde Rüştü Bey şunları bildirmekteydi: “Yeşil Ordu on ay evvel Bolşevik ordusu enkazından kalan Karadeniz ordusu tarzında teşekkül etmiş ve gittikçe kuvvet bulmuş bir ordudur. Ve tamamiyle Bolşevik değildir. İngilizler Yeşil Ordu’yla Gürcistan ve Azerbaycan’ı birleştirerek Bolşeviklere karşı bir kuvvet vücuda getirmeye çok çalıştılar ve çalışmaktadırlar. Fakat buna muvaffak olamamakta ve olamayacaklardır. Yeşil Ordu’nun kolbaşısı Novorosiski’ye on beş kilometre uzaktadır… Yeşil Ordu’nun Lenin tarafından tebliğ edilen bu müşterek hareketi kabul eylemesi, her iki ordunun birleştiğine delildir.”(s. 33) Şevket Süreyya Aydemir, “Yeşil Ordu” sözünün o sıralar Ukrayna’da faaliyet gösteren köylü-anarşist Makho’nun çetelerine verilen ad olduğunu öne sürmüş ancak sancağı, kırmızı zemin üzerine yeşil bir haç olan Makho’nun Yeşil Ordu’suyla ne Anadolu Türkleri ve ne de Rusya Türkleri arasında hiçbir münasebet bulunmamakta olduğunu dikkate almamıştır. (Ss. 35 – 36)  

       Milli Mücadele süresince ve mücadele öncesinde Cumhuriyet’e giden yolda ideolojik tartışmalar, kurulacak olan devletin dayanacağı temelleri oluşturmada olağan üstü bir beyin fırtınası yaşanmıştır. Yeşil Ordu’nun bu ideolojik tartışma atmosferi içinde ideolojik tahrifle ortaya çıkması tartışılması gereken bir konudur. Milli Mücadelede birden çok Yeşil Ordu olduğunu söyleyen Hablemitoğlu asıl Yeşil Ordu’nun: “Mayıs 1920’de Ankara’da “gayri resmi olarak teşekkül eden”, “komünist ideolojiyi savunan” Yeşil Ordu Cemiyeti” (s. 45) olduğunu söylemektedir.

       Rusya Güdümlü Örgütlenmeler ve Milli Mücadele

       Milli Mücadele döneminde, bir çok legal ya da illegal komünist örgüt kurulmuştur. Hablemitoğlu, Milli Mücadele dönemi içinde salt Yeşil Ordu Cemiyeti üzerine değil diğer komünist örgütlenmeler üzerine de irdelemelerde bulunmuştur. Kurulan örgütlerin nizamnamelerini, talimatnamelerini ve her türlü ayrıntıyı özenle değerlendirerek tezini oluşturmuştur. Örneğin Hablemitoğlu’nun değerlendirmesine göre: “İstanbul’daki ilk komünist “küme”, Mondros Mütarekesinin imzalandığı günlerde, Halkalı Ziraat Okulu’nda teşekkül etmiştir. Diğer “küme”ler, şehrin Kumkapı – Kadırga, Galata – Yağkapanı ve Haliç – Kasımpaşa semtlerinde teşkilatlanmıştır… İstanbul’daki komünist kümelerle Sovyet Rusya arasındaki bağlantı, arada gidip gelen Komintern elemanları vasıtasıyla sağlanmıştır. Hatta bunlardan biri olan Shalva Eliava – ki yüksek rütbeli bir Sovyet subayıdır – 1919 kışının başlarında gizli ve İstanbul’a gelmek suretiyle, “sol” hareketlerle hiçbir münasebeti bulunmayan ve vatansever ittihatçılar tarafından teşkil edilip idare olunan ünlü “Karakol Cemiyeti”yle temas kurmuştur. Hiç şüphesiz bu münasebet, ideolojik kıstastan çok Sovyet Rusya’nın Anadolu’nun kaderi üzerindeki, siyasi ve stratejik hesapları gereği tesis olunmuştur.” (Ss. 112 – 113) Bu konudaki farklı bir örnek de şöyledir: Dr. Şefik Hüsnü ve Aydınlık grubu 1921 Mayıs’ında “Türkiye İşçi Derneği”ni kurmuştur. Komintern’in direktifleri gereği kurulan dernek “hükümet fabrikaları amelelerini kendi içinde toplamış olan 500 üyeli bir kuruluştur. İstanbul’daki bütün işçi teşekküllerini kendi kontrolü altında bir konfederasyon halinde birleştirme teşebbüsüne girişen Türkiye İşçi Derneği, ilk kongresini 5 Ağustos 1921’de yapmıştır. 1922 yazı itibariyle, İstanbul’daki ikinci önemli Marksist işçi kuruluşu, yerli azınlıkların hakim olduğu “Beynelmilel İşçiler İttihadı”dır. Her iki işçi kuruluşu da doğrudan Moskova’daki “Profintern”e bağlıdır.” (s. 117) Mütareke döneminde, İstanbul’da illegal faaliyet gösteren başka teşekküller de vardır: “Karakol Cemiyeti ve MM Grubu, Milli Mücadele’ye unutulmayacak hizmetlerde bulunurken, yine illegal faaliyet gösteren TKP, Milli Mücadele’yle sadece Komintern’in izin verdiği ölçüde ilgilenmiş; Komintern’in direktifleri dışına kesinlikle çıkmamıştır. TKP yöneticileri, bu dönem süresince Komintern’in kongrelerine, I. Doğu Hakları Kurultayı’na ve TKP I. Kongresine temsilci ve delege gönderirken örneğin Erzurum ve Sivas kongreleriyle hiç ilgilenmemişlerdir. Dahası, Sovyet Rusya’da (Moskova ve Bakû) yapılan söz konusu toplantılarında, TKP adına konuşan Sadrettin Celal gibi temsilciler, Milli Mücadele aleyhinde söz sarfetmişlerdir.  (s. 123) Bir başka örnekse şöyledir: “Milli Mücadele kazanıldığında, Dr. Şefik Hüsnü BMM Başkanlığı’na gönderdiği “tebrik” telgrafında: “Türk işçi ve köylü ordularının muzafferiyetinden” bahsedebilmiştir. (s. 125) Yeşil Ordu’cuların Ankara İstiklal Mahkemesi’ndeki ifadeleri, onların Sovyet sefaretiyle ne ölçüde içli dışlı olduklarını ortaya koymaktadır. Sovyet sefaretindeki yemekli içkili toplantılara katılan Yeşil Ordu yöneticileri sayesinde, Sovyet yöneticileri, BMM’nin gizli celselerindeki konuşmalar ve alınan kararlarla ilgili her türlü bilgiyi günü gününe elde etmişlerdir. Mustafa Kemal Paşa, Tokat Mebusu Nazım Bey’le ilgili olarak Meclis’in 1 Şubat 1921 tarihli celsesinde gizli yaptığı konuşmada, Çiçerin’in Bekir Sami Bey’e sözlerini kaynak göstermek suretiyle: “ihbarat maatteessüf içimizden çıkıyor” demiştir. Mustafa Kemal Paşa’ya göre, Nazım Bey“ecnebi mehafiiline casusluk etmektedir.” (Ss. 187 – 188) 

       Tarihin Çarpıtılması ve Hablemitoğlu’nun Derin Saptamaları

       Hablemitoğlu, tarihin çarpıtılmasına karşı da anlamlı saptamalarda bulunmuş ve ideolojik, çıkar amaçlı, propaganda ürünü bu çarpıtmaları nazik üslubuyla yanıtlamıştır: “Yeşil Ordu yöneticilerinin, batı emperyalizminin maşası Yunanlara karşı bir savaş projesine sahip oldukları yolunda hiçbir emare, belge bulunmamaktadır. Dolayısıyla, günümüzde TKP propagandasının tam aksine, cephe boylarında hürriyet ve istiklal için can vermiş değil; canını tehlikeye atmış tek bir Yeşil Ordu’cu ya da genel ifadeyle Marksist söz konusu değildir. Yeşil Ordu Cemiyeti yönetici ve üyeleri, hiç şüphesiz mücadele vermişlerdir ama batılı emperyalistlere karşı değil de Mustafa Kemal Paşa ve Büyük Millet Meclisi’ne karşı olarak… ve Sovyet Rusya Hükümeti’yle Komintern’e sonuna kadar sadık kalarak.” (s. 180)

       Mustafa Kemal Paşa ve Yeşil Ordu

       İdeolojik çarpıtmanın, tarihsel çarpıtmanın ürünü olan bir örgütlenme aynı zamanda Türk Ulusu’nu da yanlış bilgilendirme yoluyla direncini kırmaya çalışmaktaydı. “Yeşil Ordu yöneticileri, halk içinde sempati toplayabilmek ve bu suretle daha rahat propaganda yapabilmek amacıyla kuruluştan itibaren Mustafa Kemal Paşa’nın adını kullanmışlar, istismar etmişlerdir. Mustafa Kemal Paşa’nın bilgisi dahilinde kurulduklarını ve yine Mustafa Kemal Paşa tarafından sevk ve idare edildiklerini öne sürerek teşkilatlanma çalışmalarını sürdüren Yeşil Ordu yöneticilerinin bu tertibinden, Mustafa Kemal Paşa’nın başlangıcından itibaren haberi vardır: “…Yalnız, bir noktayı da işaret etmeliyim ki, Yeşil Ordu teşkilatıyla iştigal edenler, işin benim malumat ve muvafakatim ve arzum dahilinde olduğunu söylediklerinden, her tarafta, benim namıma, teşkilatı tevsi ve takviyeye çalışanlar çoğalmış.” (Ss. 181 – 182)

       Yeşil Ordu Cemiyeti’nin Kapatılması ve Legal TKF’nin Kurulması

       Mustafa Kemal Paşa’nın casuslukla suçladığı; Yeşil Ordu Cemiyeti Katibi Umumisi ve Tokat Mebusu Nazım Bey’in dahiliye vekili seçilmesi, Yeşil Ordu’nun siyasi iktidar üzerindeki ağırlığını ortaya koyması açısından önemlidir. Yozgat isyanını bastırmak üzere Yozgat’a giden Çerkez Ethem’in, Yeşil Ordu Cemiyeti’ne girmesi de Yeşil Ordu’nun gücünün artmasına neden olmuştur. Bunun üzerine; Mustafa Kemal Paşa, Yeşil Ordu Cemiyeti’nin kapatılmasında ilginç taktiklere başvurmuştur. Önce, Eylül 1920’de cemiyetin “tatil-i faaliyet” kararı alıp dağılmasını istemiştir. Bu istek tepkiyle karşılanınca, 18 Ekim 1920’de (legal) TKF’nin kurulması için emir vermiştir. Yeni partide, Yeşil Ordu Umumi Merkezi’ni teşkil eden azaların büyük bölümüne yer verilmiştir. Mustafa Kemal Paşa, TKF üyeleri arasına, komünizme şiddetle aleyhtarlığıyla tanınan Fevzi (Çakmak) Paşa, Ali Fuat (Cebesoy) Paşaları da dahil ederek parti içi dengeyi sağlamıştır. Mustafa Kemal Paşa daha sonra Çerkez Ethem’e özel bir mektup yazarak, yeni partiye girmesini sağlamıştır. Böylece, Yeşil Ordu Cemiyeti, en güvendiği silahlı gücünü kaybetmiştir.” (s. 202) Mustafa Kemal Paşa’nın, “Müteşebbis Heyeti ve otuz kişiden oluşan genel merkezi” olan Türkiye Komünist Fırkası’nı kurdurmaktan amacı çok yönlüdür: En önemlisi “Yeşil Ordu” çevresi bu hareketle bertaraf edilmiş olacak, gerçek komünistlerle, onlara destek sağlayanlar arasındaki menfaate dayalı bağlar kendiliğinden kopacaktır. İkincisi, halk zümresi fonksiyonunu yitirerek dağılacaktır. Üçüncüsüyse, BMM – TKF işbirliğine Sovyet yöneticilerini ikna yoluyla yardımın akışı sağlanacaktır. (s. 195)

       Necip Hablemitoğlu’nun yüksek lisans tezi olan “Milli Mücadelede Yeşil Ordu” isimli çalışması; Ulusal Kurtuluş Savaşı’na farklı bir pencereden bakma niteliğini taşımaktadır. Hablemitoğlu’nun tezinin giriş bölümünde belirttiği gibi, “İdeolojik savaş kavramının henüz bilinmediği, propagandanın etki gücünün gereğince değerlendirilemediği o dönemde” ciddi dış desteklerle Kemalist ideolojiyi, Kemalizm’i de kullanarak, çarpıtılmış ideolojilerle engellemeyi hedeflemiş örgütlerin her türlü bağlantısını ortaya koymaktadır. Bu, temelde, Ulusal Kurtuluş Savaşı’nın ne denli güç koşullarda gerçekleştirildiğinin de bir göstergesi olarak değerlendirilebilir.

       Özgün eserlerin ve tarihe sorumluluk bilinciyle yaklaşan farklı bakış açılarının ortaya çıkmasında anlamlı katkıları olan ender araştırmacılardan biridir, Necip Hablemitoğlu. Erdemin doruğundan ağan büyük bir Cumhuriyet tarihçisinin alın teriyle damıttığı bu cümleleri görmek dahi her Türk yurttaşı için büyük bir övünç kaynağıdır.

(Necip Hablemitoğlu, Milli Mücadelede Yeşil Ordu Cemiyeti, Bir Harf Yayınları, Ocak – 2006, İstanbul. 368 sayfa)

About these ads
Galeri | Bu yazı Kitap Eleştiri içinde yayınlandı ve , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Milli Mücadelede Yeşil Ordu Cemiyeti için 1 cevap

  1. Onur dedi ki:

    Reblogged this on Türk Tarihi.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s